17 Eylül 2011 Cumartesi

Les Amours Imaginaires


Tür: Dram, Romantik
Yapım: 2010, Kanada
Yönetmen: Xavier Dolan
Senaryo: Xavier Dolan
Oyuncular: Xavier Dolan,  Niels Schneider, Monia Chokri
 


 Tek gerçek, mantığın ötesindeki aşktır.”


 



Les Amours Imaginaires
89 doğumlu genç yönetmen Xavier Dolan'ın Cannes Film Festivali'nden ödüllerle dönen ikinci filmi.

“Bir adonis ve ona aşık Audrey Hepburn ile James Dean'den oluşan sevimli film.”  

Filmi özetleyebilecek en güzel cümlelerden biri buydu sanırım. Aslında pek de film sayılmaz zira ziyadesiyle gerçek. Bir aşk üçgenini anlatıyor. Francis ve en yakın arkadaşı Marie’nin arasına giren sarı, bukleli, adonisli Nicolas’a duydukları aşk ve kıskançlıklar...

Aşk nedir? Nasıl yaşanır? Seni ne hale sokar? Sen karşındakini ne hale getirirsin? Sen aşık olduğun zaman ne hale gelirsin? Arkadaşlıkların nerede durur? Sen nerede duramazsın? Karşılık bulamadığın zaman ne olur? Sen artık ne olursun?

Tüm bu sorular, Dolan’ın farkıyla renkli, hafif absürt bir şekilde film boyunca cevaplanıyor. 1950 li yıllardan fırlamış garip bir kadın Marie. Kültürlü, entelektüel, tecrübeli ama farklı. farklı olduğunun da bilincinde diğer kadınlardan kendini daha özel gördüğü de çok açık… Filmin yazarı ve yönetmeni Xavier Dolan Francis rolünde, daha genç tecrübesiz romantik bir gay erkek. İki dost ilk görüşte aşık oluyorlar Nicolas’a.  


Müzik kullanımında da epey tatmin edici seçimlerde bulunulmuş. Filmi izledikten sonra kafanızda günlerce Bang Bang şarkısı çalmaya devam ediyor. Ayrıca paylaşacağım 3 şarkının kullanıldığı sahneler film içinde video klip gibi kullanılmış.







 "O olduğunu biliyordum.
daha önce hiçkimseyi bu kadar sevmemiştim.
zormuş. ama dayanabilirim.
genellikle hayatının ileri dönemlerinde ruh eşinle tanıştığını biliyorum.
benim için kötü oldu. ben şimdi,
daha 25 yaşındayken tanıştım.
konu seks bile değildi. seks umrumda değildi ki. asıl olay bu değildi.
önemli olan...sabahları birisiyle uyanmaktı.
aynı yastığa baş koymaktı.
önemli olan yastıktı. 
kötü adamlar geldiğinde onun orada olduğunu bilmek.
mecazi anlamda tabii.
kötü adamlar asla gelmez.
rüzgar eserken karnının tok ve sevdiğinin yanında olması.
nefesinin sıcaklığını omzunda hissetmek.
işte bu kadar. yastık."








"o berlin'de yaşıyordu. bense dorion caddesi'nde. sanırım uçağa atlayıp yanına gitmeye falan aşık olmuştum. bilmem ki. uçağın inmesine, kafelere ya da sigaralara, başka bir yerden esen rüzgara, aksanına aşık olmuştum. artık yoktu. o mefhuma aşık olursunuz. ondan daha çok o mefhuma aşıksınızdır. aranızdaki mesafedir sevdiğiniz. ama aranızda mesafe kalmayınca, işte o zaman aşılacak okyanuslar kalmamıştır. artık sadece bir koridor uzağınızdadır. her neyse.. artık bitti."




*
Hayatımı seni çok severek
harcamak istemiyorum”

*


birbirimize günde 20 ile 25 günde mesaj atarız. ben hep "hadi, miami kumsalına otostop çekelim," derim. hemen cevap verir. bir saniye sonra mesaj gelmiştir. ama her zamanki gibi. ben mesajlarıma cevap vermesi uzun zaman süren o küstah pislik jean marc'a aşık olurum. ne kadar aptalım. bazen ben bilgisayar başındayken paniğe kapılırım. hemen endişelenirim. eğer yenile tuşuna her bastığımda bir kişi ölse bu dünyada kimse hayatta kalmaz.








 



  




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder