24 Nisan 2015 Cuma

Frances Ha


Tür: Komedi
Yapım: 2012 - ABD
Yönetmen: Noah Baumbach
Senaryo: Greta Gerwig, Noah Baumbach
  Oyuncular:  
Greta Gerwig ,  Adam Driver , 
 Juliet Rylance ,  Patrick Heusinger ,  Justine Lupe




 "Frances dansçılık kariyerinde ilerlemek isteyen 
ve hayatın her anından zevk almayı bilen sakin ama  çokça muzip bir genç kadındır. 
Onun için sadece, Sophie’yle kurduğu hayaller ve dans hayattaki en önemli şeylerdir. 
Tüm naifliğiyle bunlara bağlanmış olan Frances
yavaş yavaş hayatını onun kadar hayalperest olmayan,  
“olgun” insanların çizdiği sınırlarda 
yaşamaya zorlanacaktır."





 *İstediğim gibi olmak istiyorum çılgınlık perdesinin ardında.




Tökezlediğimiz halde yolumuza devam etmeye çalıştığımız anlar vardır hayatımızda. Sırf bu ilerleme ve tutunabilme uğruna kendimiz olmaktan bile vazgeçişlerimiz.. İşte; insanların sıkıcı griliklerinde boğulduğunu görebilen Frances böyle bir hayatı reddediyor. ‘Dostluklarını, hayallerini hatta kahkahaları bir kenara koyup bu griliği seçen Sophie, başkaları tarafından akıllı ve mantıklı ilan edilirken Frances bir kalıba sığmayı ve ona verilenlerle yetinmeyi reddettiği için anormal olarak nitelendiriliyor. 

Dünyanın, asıl akıl sahibi insanları deli yerine koyduğunu bir kere daha ispatlamış oluyor bu film. 


Frances tam anlamıyla bir 'tutunamayan'. Gerwig’in de bir röportajında dediği gibi, melankolik bir neşe yakalamaya çalışıyor. İçindeki çocuğu büyütmek istemiyor. Hem duygusal ilişkilerinde hem kariyerinde ve yapmak istediklerinde hem de dostluklarında sürekli zorluklarla karşılaşıyor. Buna rağmen kendine has yöntem ve kaçışlarıyla tutunmayı(!?) başarıyor.  

Birisi filmi izledikten sonra "hepimiz Frances'iz" demişti. Aslına bakarsanız çoğumuz Sophie karakterinin hayatını yaşamaya odaklanmış, Frances’in filmin başlarındaki hali gibi olma hayalini bir köşede tutan insanlarız.. Fakat  çok azımız onun kadar güçlü, çok azımız onun gibi gerçekten karşılıksız sevginin ne demek olduğunu biliyoruz. Yine de değişmekten ve uyum sağlamaktan Frances bile kurtulamıyor.


Tüm çabasına rağmen mecburen suskunlukla karşılıyor değişimi. Çünkü susmak bile en iyi karşı koyuşlardan biri aslında. ‘Onun için canını sıkacak şeylere prim vermek yenilginin somut adımları sadece..‘  Hayat, her insan için farklı planları olduğunu, hâliyle değişimin kaçınılmaz olduğunu hatırlatıyor. ‘Normalleşmek’ zorunda bırakılıyoruz. Normal olmaya direnen Frances de buna yenik düşüyor. Normalliği seçmeye razı oluyor bir bakıma. Hayaller tamamen kaybolmayacağına göre, şekil değiştirsin diyor. Kendi başına kurduğu dünyada, bir gün kendi “gerçek” dünyasını yaşamak için yeni bir sayfa açıyor.
  
Film müziklerine gelince ise; David Bowie'nin sihri filme çok yakışmış. Frances kah "Modern Love" eşliğinde çılgınlar gibi koşuyor, kah sokaklarda dans ediyor. İçinde bütünüyle kendinize dair unsurlar bulabileceğiniz, birçok farklı bakış açısıyla değerlendirilebilecek bir film.






Bir dakikanı almak istiyorum.

Bir ilişkide ne istediğimi,
neden bekâr olduğumu
açıklayabilirim. Ha, ha!

Zor bir durum.
Biriyle birlikte olduğunda sen onu seversin ve
o bunun farkındadır,
O seni sever ve sen de bunun farkında olursun.
.
Ama bu bir parti.

diğer insanlarla konuşursun, gülersin, ışık saçarsın.
odayı araştırır, diğerlerinin gözlerini yakalarsın.
ama bu sahiplenici olman 
ya da kusursuz bir cinsellik
yaşaman için değil.

senin bu hayattaki kişiliğinle alakalı bir durumdur.
bu durum hem komik
hem de üzücü ama,
bu hayat sona eriyor,
ve tam da orada fark edilmeden.

önünde duran
gizemli bir dünya oluşuyor...
ama kimse bunu fark etmiyor.

Yani dedikleri gibi,
etrafımızda başka bir boyut var.
ama bizde onları
algılama yeteneği yok.

Yani bir ilişkiye girmeme
sebebim işte bu.

Ya da hayata,
sanırım aşka.





"Sonunda kirasını ödeyebileceğiniz bir eviniz olur 
ama işte karşılığında posta kutusundaki isminiz gibi siz de eksik kalırsınız."


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder